Son yıllarda çocuk ve ergenlerin psikiyatri bölümlerine başvurularında gözle görülür bir artış yaşanmaktadır. Bu artışın nedeni çocuk veya ergenlerde ciddi psikiyatri hastalıklarının olmasından ziyade farkındalığın artmış olması ve tedaviye daha kolay erişimden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla sınava giren adayların bir kaç kerelik geçmiş girişleri çoğu zaman kaygılı bir ebeveynin çocuğunu psikiyatriye götürmesinden ibarettir.
Yazının İçeriği
Toggle1. Farkındalığın Artması
Geçmişte ruhsal sorunlar çoğu zaman “geçici” olarak görülüyor, profesyonel destek almak akla bile gelmiyordu. Ancak günümüzde aileler psikiyatrik desteğin önemini daha iyi kavrıyor. Medya, sosyal kampanyalar ve okulların rehberlik servisleri sayesinde farkındalık ciddi oranda arttı.
2. Akademik ve Sosyal Baskılar
Türkiye’deki sınav sistemi, başarı odaklı yaklaşım ve yoğun rekabet, çocuk ve gençlerde kaygı bozukluklarını artırıyor. Sosyal çevre ve arkadaş ilişkilerinde yaşanan zorluklar da eklenince psikiyatrik destek ihtiyacı daha belirgin hale geliyor.
3. Sosyal Medya ve Teknoloji Kullanımı
Sosyal medya çocuk ve ergenler için hem bir iletişim aracı hem de ciddi bir stres kaynağı.
- Siber zorbalık
- Sosyal karşılaştırma
- “Beğeni” bağımlılığı
gibi faktörler, özgüven sorunlarını artırıyor. Oyun ve telefon bağımlılığı da dikkat dağınıklığı ve öfke problemlerine yol açıyor.
4. Aile Dinamiklerindeki Değişim
Boşanmalar, aile içi iletişim sorunları, ebeveynlerin yoğun iş temposu, çocukların duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmamasına sebep oluyor. Bu da çocuk ve ergenleri psikolojik destek arayışına yöneltiyor.
5. Tedaviye Erişimin Kolaylaşması
Artık psikiyatrik destek almak eskisi kadar “ayıp” görülmüyor. Devlet ve özel hastanelerde çocuk-ergen psikiyatri bölümlerinin yaygınlaşması, ailelerin daha hızlı destek alabilmesini sağlıyor.
6. Ekonomik ve Çevresel Faktörler
Ekonomik belirsizlik, göç, kentleşme ve ailelerin gelecek kaygısı, çocukların da stres düzeyini yükseltiyor. Özellikle ergenlik döneminde bu kaygılar daha yoğun yaşanıyor.
16/A1 veya 18/A-4 maddelerindeki sorun
Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin Hastalıklar Listesinin 16/A-1 maddesi geçmiş psikiyatri kayıtlarını A Dilimi kapsamında saymıştır. Bu nedenle öğrenci veya personel temininde 16/A-1 maddesine dayanılarak geçirilmiş nevrotik bozukluk tanısıyla adaylar elenebilmektedir.
MADDE 16/A-1;
MADDE 16
A) 1. Geçirilmiş nevrotik bozukluklar (anksiyete, depresif, obsesif spektrum, travma ve strese bağlı bozukluklar, somatoform, dissosiyatif, yeme bozuklukları ve bunların alt tipleri).
AÇIKLAMA-1 (Ek:RG-10/10/2024-32688-C.K-9015/28 md.) Bu fıkra kapsamında ele alınabilecek ruhsal bozukluklarda hastalık öyküsü ve tıbbi kayıtlar dikkate alınarak geçmiş psikiyatrik tanı ile ilgili içerik, seyir ve prognostik faktörler değerlendirilir, gerekirse geçmiş psikiyatrik tanılara ilişkin epikriz talep edilir. Geçmiş psikiyatrik tanı reaktif ve tekrarlamayan bir durum gösteriyorsa ve üç aydan kısa süreli tedavi almışsa, geçmiş tıbbi kayıtlarda bu duruma ilişkin hastane yatışı, psikotik belirtiler, intihar girişimi, madde kullanımı, dürtüsellik, kendine zarar verici davranışlar tanımlanmıyorsa, hâlen ruhsal muayene ve/veya psikometrik inceleme sonuçlarına göre psikopatolojik bir unsur saptanmamışsa psikiyatri uzmanı tarafından “sağlam” kabul edilir.
AÇIKLAMA-2: Dış kaynaktan alınacak subay, astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş/er adayları ile öğrenci adayları için AÇIKLAMA-1 de belirtilen şartlara ilaveten son üç yıla ait psikiyatrik bir tanı/tedavi kaydı da yoksa psikiyatri uzmanı tarafından “sağlam” kabul edilir.
16/A-1 maddesi en son 13.09.2025 tarihinde Resmi Gazete yayımlanan kararla değiştirilmiştir. Değişiklik sonrası dış kaynak alımlar bakımından anlaşılması gereken iki temel husus bulunmaktadır. Dış kaynak bir adayın 16/A-1 maddesi bakımından sağlam kabul edilebilmesi için geçmiş tedavi sürecinin 3 aydan fazla olmaması gerekir. İkinci olarak ise sağlık kuruluna girdiği tarihten itibaren son üç yıla ait psikiyatrik bir tanı/tedavi kaydının olmaması şartı aranmaktadır. 13.09.2025 tarihli değişiklikle beraber dış kaynak alımlarda bu iki şart birlikte aranmaktadır.
Elbette söz konusu madde bu haliyle sorunludur. Örneğin “üç aydan kısa süreli tedavi almışsa” ibaresi oldukça belirsizdir.2015 ve 2017 yıllarında sadece birer kez psikiyatri polikliniğine muayene için gitmiş bir kişinin 2 yıl boyunca tedavi gördüğünü savunmak bilimsel olmadığı gibi adayların boş yere elenmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla “tedavi” olgusunun sağlık kurullarının yorumuna bırakılmaması ve daha anlaşılır bir şekilde Yönetmelik tarafından açıklanması gerekmektedir. Kısaca sadece ilk psikiyatri girişi ile son giriş arasındaki zaman zarfını hesaplayıp 3 aydan fazla tedavi alındığını söylemek son derece kolaycı bir anlayıştır.
Öte yandan son 3 yılda adayın bir girişinin dahi olması doğrudan elenme sebebi sayılmaktadır. Esasen hiçbir sağlık sorunu olmayan bir adayın son 3 yılda yalnızca bir kez girişi var diye doğrudan elenmesi, bu muayenenin mahiyetinin araştırılmaması son hatalıdır.
Dolayısıyla Yönetmeliğin 16/A-1 ve 18/A-4 maddeleri tekrar gözden geçirilmeli ve haksızlıklara ve keyfi yoruma açık kısımları düzeltilmelidir.
Psikiyatri geçmişi olan adayın “sağlam” kabul edilmesinin şartları
Geçmiş psikiyatrik tanı reaktif ve tekrarlamayan bir durum göstermeli,
Tedavi süreci söz konusu ise üç aydan kısa süreli olmalı,
Geçmiş tıbbi kayıtlarda bu duruma ilişkin hastane yatışı, psikotik belirtiler, intihar girişimi, madde kullanımı, dürtüsellik, kendine zarar verici davranışlar olmamalı,
Ayrıca dış kaynaktan alınanlarda son 3 yıla ait psikiyatrik bir tanı/tedavi kaydı olmamalı veya hâlen ruhsal muayene ve/veya psikometrik inceleme sonuçlarına göre psikopatolojik bir unsur saptanmamalı.
Av. Kubilay REŞBER
