- Danıştay Kararı – İDDK., E. 2024/74 K. 2025/1076 T. 21.5.2025
“davacının 19/03/2016 tarihlerinde işlediği “dolandırıcılık” suçuna ilişkin olarak yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla dolandırıcılık suçundan 7 ay 15 gün hapis ve 2 gün karşılığı (40 TL) adli para cezası ile cezalandırılmasına ve neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmekle birlikte, ceza yargılamalarına konu suç tarihinin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, özel güvenlik görevlisi olarak çalışmaya engel teşkil eden düzenlemenin ihdas edildiği 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin yayımlandığı 02/01/2017 tarihinden önce olduğu, dolayısıyla kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca söz konusu şartın Kanun’da arandığı tarihten önceki tarihte olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, davacının özel güvenlik olarak çalışmasına engel teşkil etmeyeceği açık olup, buna göre, davacının 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde belirlenen koşulları taşımadığından bahisle, özel güvenlik görevlisi kimlik kartının ve çalışma izni süresinin uzatılmayarak iptal edilmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.”
- Danıştay Kararı – 10. D., E. 2025/366 K. 2025/2593 T. 20.5.2025
“Davacının yargılandığı ceza davasında verilen kararın hukuki niteliği ortaya konulduktan sonra, 5188 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine bakıldığında; anılan Kanun’un yukarıda aktarılan 10. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin (1). ve (2). alt bentlerinde sayılan suçları işlediği yapılan ceza yargılaması sonucu sabit görülerek haklarında mahkumiyet hükmü kurulanların, bu hükümlerinin ceza mahkemesince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile özel güvenlik görevlisi olarak çalışmaya engel teşkil edeceği hükmüne yer verilmiştir. Bahsi geçen kanun hükmünün 02/01/2017 tarih ve 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilmeden önceki halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” durumunun kanun metninde yer almaması sebebiyle, 02/01/2017 tarihinden önce özel güvenlik görevlisi olan kişiler hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar bulunması, söz konusu kişilerin özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasına engel teşkil etmemektedir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda davacının durumu, özel güvenlik çalışma izninin yenilenmesi amacıyla başvurduğu (ilk defa belge düzenlenmesi istemli bir başvurunun olmadığı), davacının bir önceki yenileme başvurusu sırasında da söz konusu ceza mahkemesi kararının olduğu, ancak bu başvuruda engel olarak görülmeyen bu hususun son başvurusunda engel olarak görüldüğü de göz önünde bulundurularak incelendiğinde; 2014 yılında işlediği suç sebebiyle yargılanan ve suçu işlediği sabit görülmekle birlikte mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen davacının, ceza yargılamasına konu suç tarihinin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin yayımlandığı 02/01/2017 tarihinden önce olduğu, ceza yargılaması sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin verilen karar sebebiyle herhangi bir suçtan mahkum olduğundan söz edilemeyeceği, kaldı ki mevcut ceza davasının da denetim süresinin Yasada belirtilen şekilde tamamlanması sebebiyle düşmesine karar verildiği anlaşıldığından, davacının 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 1. fıkrasının (d) ve (h) bentlerinde belirlenen koşulları taşımadığından bahisle tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.”
- Danıştay Kararı – 10. D., E. 2024/6131 K. 2025/1398 T. 5.3.2025
“Tüm bu açıklamalar doğrultusunda davacının durumu, özel güvenlik çalışma izninin yenilenmesi amacıyla başvurduğu (ilk defa belge düzenlenmesi istemli bir başvurunun olmadığı), davacının ilk defa belge düzenlenmesi istemiyle yaptığı başvuru sırasında da söz konusu ceza mahkemesi kararının olduğu, ancak ilk başvuruda engel olarak görülmeyen bu hususun yenileme başvurusunda engel olarak görüldüğü de göz önünde bulundurularak incelendiğinde; 2011 yılında işlediği suç sebebiyle yargılanan ve suçu işlediği sabit görülmekle birlikte mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen davacının, ceza yargılamasına konu suç tarihinin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin yayımlandığı 02/01/2017 tarihinden önce olduğu, ceza yargılaması sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin verilen karar sebebiyle herhangi bir suçtan mahkum olduğundan söz edilemeyeceği, kaldı ki mevcut ceza davasının da denetim süresinin Yasada belirtilen şekilde tamamlanması sebebiyle düşmesine karar verildiği anlaşıldığından, davacının 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 1. fıkrasının (d) ve (h) bentlerinde belirlenen koşulları taşımadığından bahisle, özel güvenlik görevlisi olarak çalışmasının uygun görülmemesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.”
- Danıştay Kararı – 10. D., E. 2025/2352 K. 2025/4669 T. 21.10.2025
“Dava konusu işlemde davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde davacının … Asliye Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla silahla tehdit suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 53. maddesinin 1,2,3 bentlerinin uygulanmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verildiğinden ve güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin 1. alt bendi ile (h) bendi hükümleri doğrultusunda davacının özel güvenlik görevlisi kimlik kartının iptaline ve özel güvenlik otomasyon projesine ret kaydı girilmesine karar verildiği görülmektedir. Bununla birlikte, 30/11/2024 tarih ve 32738 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7533 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 28. maddesi ile 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş” ibaresi madde metninden çıkarılmış, bendin (2) numaralı alt bendine “mahkûm olmamak” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya bu suçlardan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiş olmak” ibaresi eklenmiş, (3) numaralı alt bendinde yer alan “Anayasal düzene” ibaresi “Devletin güvenliğine, anayasal düzene” şeklinde değiştirilmiş ve “soruşturma veya” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fıkrasında, ” Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü yer almaktadır. Kanunlarda yapılan değişikliklerin lehe kanun değişikliği niteliğinde olması halinde, idari yargı yerlerince de yargılama aşamasında yapılan lehe kanun değişikliklerinin ilgili kişiler hakkında uygulanmasına bir engel bulunmamaktadır. Dosyanın incelenmesinden, her ne kadar dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmamak şartı özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar arasında sayılmış ise de yukarıda yer verilen 30/11/2024 tarihli Kanun değişikliği ile “veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş” ibaresinin madde metninden çıkarılması suretiyle, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olup da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kişiler yönünden lehe düzenleme yapılarak bu kişilerin Kanun’da belirtilen diğer şartları taşımaları halinde özel güvenlik görevlisi olabilmelerine olanak sağlandığından ve söz konusu değişikliğin davacının lehine sonuç doğurması hasebiyle yargı yerlerince de dikkate alınması gerektiğinden, dava konusu işlemin davacı hakkında silahla tehdit suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırıldığına ve hükmün açıklanmasının geri bırakıldığına yönelik sebep unsurunda bu gerekçeyle hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki … İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.”
- Danıştay Kararı – 10. D., E. 2022/8899 K. 2025/4032 T. 24.9.2025
“Bu durumda yukarıda yer verilen 30/11/2024 tarihli Kanun değişikliği ile “veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş” ibaresinin madde metninden çıkarılması suretiyle, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olup da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kişiler yönünden lehe düzenleme yapılarak bu kişilerin Kanun’da belirtilen diğer şartları taşımaları halinde özel güvenlik görevlisi olabilmelerine olanak sağlandığından ve söz konusu değişikliğin (hakkındaki 2 yıl 6 ay hapis cezası bozma kararı üzerine 1 yıl 10 ay 15 güne düşürülerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen) davacının lehine sonuç doğurması hasebiyle yargı yerlerince de dikkate alınması gerektiğinden, dava konusu işlemin davacının basit yaralama suçundan cezalandırıldığına yönelik sebep unsurunda bu gerekçe ile hukuka uyarlık görülmemiştir.”
- Danıştay Kararı – 10. D., E. 2025/2188 K. 2025/4031 T. 24.9.2025
“5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin (h) bendi uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun olumsuz olarak değerlendirilmesinde, özel güvenlik hizmetinin önem ve niteliği de dikkate alındığında, hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve bu karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun temyize konu kararla reddine karar verilmiş olsa da; uyuşmazlıkta; davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasının sebebini ”basit yaralama”, ”hakaret” ve ”tehdit” suçları nedeniyle yapılan ve sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen ceza yargılamalarının oluşturduğu, ceza yargılamasına konu eylemlerinin başlı başına davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz değerlendirilmesini gerekli kılacak nitelik ve ağırlıkta olmadığı ve bu suçların 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinde sayılan özel güvenlik görevlisi olmayı engelleyen katalog suçlardan da olmadığı görülmektedir….Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,”
- Danıştay Kararı – 10. D., E. 2023/6221 K. 2025/3680 T. 11.9.2025
“Dava konusu istem: Davacı tarafından; özel güvenlik görevlisi kimlik kartının ve çalışma izninin yenilenmesi için yaptığı başvuru üzerine, hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz değerlendirildiğinden bahisle, silahlı özel güvenlik görevlisi kimlik kartının ve çalışma izninin yenilenmesi talebinin reddedilerek silahlı özel güvenlik görevlisi kimlik kartının iptal edilmesi yolunda tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, her ne kadar dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmamak şartı özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar arasında sayılmış ise de yukarıda yer verilen 30/11/2024 tarihli Kanun değişikliği ile “veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş” ibaresinin madde metninden çıkarılması suretiyle, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olup da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kişiler yönünden lehe düzenleme yapılarak bu kişilerin Kanun’da belirtilen diğer şartları taşımaları halinde özel güvenlik görevlisi olabilmelerine olanak sağlandığından ve söz konusu değişikliğin davacının lehine sonuç doğurması hasebiyle yargı yerlerince de dikkate alınması gerektiğinden, dava konusu işlemin davacı hakkında “kasten yaralama” suçundan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırıldığına ve hükmün açıklanmasının geri bırakıldığına yönelik sebep unsurunda da bu gerekçeyle hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki … İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.”
- Danıştay Kararı – 10. D., E. 2025/618 K. 2025/2907 T. 12.6.2025
“Dava konusu işlemde davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde davacının “kasten yaralama” fiili sebebiyle hakkında açılan ceza davasında … Asliye Ceza Mahkemesince davacının 1 yıl, 2 ay, 1 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verildiğinden ve güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin 1. alt bendi ile (h) bendi hükümleri doğrultusunda davacının çalışma izninin ve özel güvenlik görevlisi kimlik kartının iptaline karar verildiği görülmektedir. … dava konusu işlemin davacı hakkında “kasten yaralama” fiili sebebiyle açılan kamu davasında … Asliye Ceza Mahkemesince davacının 1 yıl, 2 ay, 1 gün hapis cezası ile cezalandırıldığına ve hükmün açıklanmasının geri bırakıldığına yönelik sebep unsurunda bu gerekçeyle hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki … İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.”
- Danıştay Kararı – İDDK., E. 2024/1805 K. 2025/1078 T. 21.5.2025
“Buna göre, bakılan uyuşmazlıkta, davacının özel güvenlik görevlisi kimlik kartının yenilenmesi istemiyle davalı idareye başvuruda bulunması üzerine, yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan soruşturma bulunduğu hususunun tespit edildiği ve anılan tespitin özel güvenlik görevlilerinde bulunması gereken ilgili maddede sayılan suçlardan ceza soruşturması altında bulunmama şartına aykırılık oluşturması nedeniyle davacının özel güvenlik görevlisi olmasının uygun görülmemesine karar verildiği görülmekle birlikte, yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi de dikkate alındığında, henüz kesinleşmiş bir mahkumiyetin bulunmadığı bir dönemde alınacak tedbirlerin, mahkumiyetin kesinleşmesinden sonra alınacak tedbirler kadar ağır olmaması gerektiğinden, davacı hakkında uygulanacak daha hafif bir tedbirle (idarece soruşturma veya kovuşturma sonuna kadar beklemek vs. gibi) amaca ulaşılabilecekken, nitelikli cinsel saldırı suçundan soruşturma bulunduğundan bahisle özel güvenlik görevlisi olmasının uygun görülmemesine ilişkin işlemin ölçülülük ilkesinin alt unsurlarından olan gereklilik ilkesine aykırılık oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ısrar kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.”
