Av. Kubilay REŞBER

Deneyim, İlgi ve Çözüm Odaklı Yaklaşım

5510 sayılı Kanun Kapsamında Vazife Malullüğü

5510 sayılı Kanun iki tür malullük statüsü düzenlemiştir.

  1. Adi Malullük(madde 25)
  2. Vazife Malullüğü(madde 47)

5510 sayılı Kanun 2008 yılında yürürlüğe girdikten sonra bu kanuna tabi kamu görevlilerinin “vazife malullüğü”ne ilişkin şartlar kısmen değişmiştir. Vazife malullüğü 5510 sayılı Kanunun  4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalıları yani kamu görevlilerini ilgilendirmektedir.

5510 sayılı Kanuna Göre Vazife Malullüğü Şartları

  • 5510 sayılı Kanunun  4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalı olmak.

      2008 yılından sonra ilk kez sigortalı olan 4/c kapsamındaki sigortalılar, 5510 sayılı Kanunun 47’inci maddesinde öngörülen şartları taşımaları kaydıyla vazife malulü olabilirler.

      • Sigortalının çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilmesi.
        • Malullük durumunun sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olmalıdır.

         “vazifelerini yaptıkları sırada” Olgusu Nasıl Anlaşılmalıdır?

        Vazife yaptıkları sırada deyimi maluliyete neden olan olay ile görev arasındaki eşzamanlılığı ifade eder. Maluliyet beden ve bazen ruh sağlığına ilişkin belli düzeydeki bozulmadır. Kamu görevlisinin sağlığındaki kötüleşme çalışma gücünün de tamamen veya kısmen kaybına neden olmalıdır. Bu kayba neden olan olayın vazifenin yürütüldüğü esnada gerçekleşmesi gerekir. Maluliyet durumu kaza şeklinde kısa bir zaman diliminde gerçekleşebileceği gibi hastalıktan kaynaklı olarak belli bir sürecin sonunda da ortaya çıkabilir.

        Ortaya çıkan malullük durumunun “görevin neden ve etkisi” ile meydana gelip gelmediği geçmişten beri vazife malullüğünün ayırıcı unsuru olmuştur. 5510 sayılı Kanun kapsamında açılan davalarda Yargıtay’ın konuyla ilgili içtihatları ise çeşitlilik göstermektedir.

        Yargıtay 10. HD., E. 2023/8911 K. 2025/12196 ve 22.9.2025 tarihli kararında  “yaralanma olayının görev neden ve etkisi ile meydana geldiği”  hususuna vurgu yapmıştır.

        “davacı hakkında “Kendini Kasten Yaralayarak Askerliğe Yaramayacak Hale Getirmek” suçundan dolayı Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiği, dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre; davacının kışla içindeki misafirhane de kaldığı, 24 saat verilecek görevlere hazır olarak beklediği, kaza ile silahla yaralanma olayının kışla içinde meydana geldiği göz önüne alındığında kaza ile silahla yaralanma olayının görev neden ve etkisi ile meydana geldiğinin açık olduğu, davacının maluliyetine neden olan olayın görevin neden ve etkisi ile meydana geldiğinin, 5510 sayılı Kanun’un 47.maddesinde belirtilir şekilde vazife maluliyeti şartlarının oluştuğunun, vazife malullüğü halinin 47.maddesinin 2.fıkrasında belirtilen haller içinde gerçekleşmediği kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne “davacının 30.07.2018 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle görev malulü olduğunun tespiti ile 01.11.2019 tarihinden geçerli olmak üzere vazife malulü aylığı bağlanması ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline,… ONANMASINA,”

        Yargıtay bazı kararlarında ise vazife malullüğü için sigortalının vazife sırasında meydana gelen kazadan ötürü malul hale gelmiş olmasını yeterli görmüş, görevin neden ve etkisiyle meydana gelmesinin  gerekmediğini ileri sürmüştür.

        “Eldeki davada davacılar murisinin 19.11.2019 tarihinde göreve başladığı, uzman erbaş teröristle mücadele harekâtı kursu görmekte iken sıklıkla nöbet geçirmesinden dolası revirde gözetim altında tutulduğu ve hastaneye sevklerinin yapıldığı, 23.02.2020 tarihi saat 11.00 sıralarında revirde yatmakta iken vefat ettiği, dava konusuna ilişkin talebin Kurum tarafından ölümün görevin neden ve etkisi ile gerçekleşmediği gerekçesi ile reddedildiği, ölenin mirasçıları tarafından açılan bu davada Yüksek Sağlık Kurulunun raporunda müteveffanın ölüm sebebinin, işyerinden veya yürütülen görevden veya işyerinde görevli olduğu sırada meydana gelen dış etkenlerden kaynaklanmadığının, Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda müteveffanın ölümünün kesin tanısının konulamayan hastalığa bağlı meydana geldiği, ölümünün görevinin neden ve etkisiyle meydana gelmediğinin kabulü gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece ölüm olayının vazifeden kaynaklanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.

        Somut olayda davacı rahatsızlığını görevi sırasında, mesai saatleri içerisinde geçirmiş olup 5510 sayılı Kanun’un ”Vazife Malullüğü” başlığı altındaki 47. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde, … 25. maddede belirtilen malullük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada…. meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malulü denir, hükmünü içermekte olduğu; madde hükmünden rahatsızlık sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada meydana gelen kazadan doğmuş olursa vazife malulü sayılacaklarının açıkça belirtilmiş olması; ve vazife malulü sayılmaları için görevin neden ve etkisiyle meydana gelmesi gerekmediğinin açıkça anlaşılması karşısında, Mahkemece davacının vazife malulü sayılması ve bu yönde davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmesi gerekirken; rahatsızlığın görevin sebep ve tesirinde oluştuğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle red kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.” (Yargıtay Kararı – 10. HD., E. 2024/12886 K. 2025/11236 T. 3.7.2025 )

        Bilirkişi raporu  kişideki rahatsızlığın doğumsal bir patoloji olduğunu söylemesine rağmen Yargıtay aynı görüşünü devam ettirmiş sigortalıların vazife malulü sayılmaları için malullüğün görevin neden ve etkisiyle meydana gelmesinin gerekmediğini vurgulamıştır.  

        “Eldeki davada davacının 02.01.2017 tarihinden itibaren İl Jandarma Komutanlığı emrinde…Çvş. olarak görev yapmakta iken 05.01.2018 tarihinde mesai saatleri içerisinde meydana gelen rahatsızlandığı nedeniyle 14.02.2019 tarihinde sözleşmesinin feshedildiği, davacının 13.03.2019 tarihli dilekçesi ile vazife malullüğü talebinde bulunduğu, Kurum tarafından davacının malüliyetine karar verildiği ve fakat … Dr. … … Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 24.05.2018 tarihli ve … Şakir Hastahanesinin 13.03.2018 tarihli raporları ile davacının rahatsızlığının görevinin (vazifenin) neden ve etkisiyle meydana gelmediği belirtildiğinden vazife malullüğü talebinin reddedildiği, Mahkemece aldırılan … Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 13.01.2022 tarihli raporunda davacının rahatsızlığının vazifesinden kaynaklanmadığı ve doğumsal bir patoloji olarak değerlendirildiği ve Mahkemece; … Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 13.01.2022 tarihli raporunda ve … Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 26.04.2022 tarihli raporunda davacının rahatsızlığının vazifesinden kaynaklanmadığı ve doğumsal bir patoloji olarak değerlendirildiği tespiti yapılmış olup yaralanmanın görevin sebep ve tesirinde oluştuğunun ispatlanamadığı, yani görev ile yaralanma olayı sırasında nedensellik bağı kurulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.

        Somut olayda davacı rahatsızlığını görevi sırasında, mesai saatleri içerisinde geçirmiş olup 5510 sayılı Kanun’un ”Vazife Malüllüğü” başlığı altındaki 47. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde, … 25. maddede belirtilen malüllük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada…. meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malüllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malülü denir, hükmünü içermekte olduğu; madde hükmünden rahatsızlık sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada meydana gelen kazadan doğmuş olursa vazife malülü sayılacaklarının açıkça belirtilmiş olması; ve vazife malulü sayılmaları için görevin neden ve etkisiyle meydana gelmesi gerekmediğinin açıkça anlaşılması karşısında, Mahkemece davacının vazife malülü sayılması ve bu yönde davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmesi gerekirken; rahatsızlığın (yaralanmanın) görevin sebep ve tesirinde oluştuğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle red kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.”( Yargıtay Kararı – 10. HD., E. 2024/3730 K. 2025/3361 T. 5.3.2025)

        Bir başka kararında Yargıtay psikiyatri sorunları olan erin intihar etmesini vazife malullüğü kapsamında görmüştür. … TC kimlik numaralı…’un 03.07.2018 de görev yaptığı jandarma karakolunda intihar etmesi sonucu ölmesi sebebiyle 5510 sayılı Kanun’un 47 nci maddesine göre vazife malulü sayılması gerektiğinin tespiti ile davacıya bu kapsamda ölümü takip eden 01.08.2018 den itibaren vazife malulü aylığı bağlanması gerektiğinin ve aylığın tahakkuk tarihlerinden itibaren her bir ay için ödeme tarihlerine kadar yasal faizleri ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine,”… ONANMASINA,”

        5510 Vazife Malullüğünün Uygulanmayacağı Durumlar                  

        Ancak kişideki malullük durumu aşağıdaki gerekçelerle doğmuş olursa vazife malulü olamaz.

        a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmak.

        b) Mevzuat ve emir dışında hareket etmiş olmak.

        c) Yasak fiilleri yapmak.

        d) İntihara teşebbüs.

        e) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlama veya zarar verme amacı.

        Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/9322 Esas 2025/1376 Karar ve 3.2.2025 tarihli kararında çalıştığı kurum tarafından yapılan idari tahkikatte emir ve talimatlara aykırı hareket ettiği tespit edilen personelin vazife malullüğü talebinin reddini hukuka uygun bulmuştur. “04.11.2013 tarihinde açıktan atanmak suretiyle sözleşmeli uzman onbaşı olarak göreve başlayan davacının en son 1. Jandarma Komanda Tabur Komutanlığı emrinde jandarma uzman çavuş olarak görev yapmakta iken 26.09.2017 tarihinde Diyarbakır Lice1. Jandarma Komando Tabur Komutanlığı uzman erbaş misafirhanesi koğuşlar bölgesinde, jandarma uzman çavuş Selahattin Bostan’ın tabancasına bakım yaptıktan sonra dolabına kaldırması için jandarma uzman onbaşı …’a verdiği ve bu sırada ateşlenen tabancaylı kolundan yaralandığı, Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığının 15.11.2018 tarihli Kurum Sağlık Kurulu Raporu ile 5510 sayılı Kanun’un 25. maddesi uyarınca malül olduğuna, 25.02.2019 tarihli raporu ile başka birinin sürekli bakımına muhtaç olmadığına dair karar verildiği, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından düzenlenen idari tahkikatta tabancanın mekanik bir arızasının tespit edilemediği, bu nedenle davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda emir ve talimatlara aykırı hareket ettiği gerekçesiyle kınama cezası aldığı, davacının maluliyetine sebebiyet veren yaralanma eyleminin kanun, tüzük ve emirler dışında hareket etmekten kaynaklandığı anlaşılmakla mahkemenin redde dair maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ONANMASINA,”

        “Dava dosyasındaki kayıt ve belgelere göre davacının 23.06.2010 tarihinden itibaren 4/1.c kapsamında sigortalı olduğu, 29.04.2014 tarihinde planlı eğitimi tamamladıktan sonra birliğine döndüğü ve komutanı tarafından dönüş bakımın yapılması için kendisine emir komutanın devredildiği, bu sırada telsizleri yerleştirirken LIR150 hedef noktalayıcı cihazını gördüğü ve bunun ışığının gözüne tutması sonrası gözünde sulanma meydana geldiği ve sonrasında da iş göremezliğinin oluştuğu, olay ile ilgili ifadesinde ise, görev sonrası birliklerine döndüklerinde malzemeleri yerleştirirken söz konusu cihazı gördüğünü, cihazın yeni geldiğini öğrendiğini merak ile kutusunu açtığını, cihaz üstünde bulunan ve lazer ışığının göze tutmaması gerektiği belirten ikazın bulunduğu kağıda cihaza odaklandığı için dikkat etmediğini, cihazın pilini taktığını açma kapama anahtarını taktığını, merceğine baktığını, bu sırada birkaç saniye süre ile lazere maruz kaldığını, gözünde hafif sulanma meydana geldiğini, kullanma kılavuzunu okuduğunda göze tutmaması gerektiğini gördüğünü tüm personeli bu konuda uyardığını beyan etmiş olduğu ve komutanı tarafından sağlığın korunması kurallarına riayet etmediği gerekçesiyle disiplin cezasıyla cezalandırıldığının anlaşılması karşısında davacının eylemi bir bütün halinde değerlendirildiğinde, 5510 sayılı Kanun’un 47/2. maddesinde belirtildiği şekilde mevzuat ve emir dışında hareket etmiş olduğu gibi yasaklanmış olan fiilleri de gerçekleştirdiği ve bu nedenle mevcut davanın reddine karar verilmesi gerekirken belirtilen maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.”( Yargıtay Kararı – 10. HD., E. 2021/5892 K. 2025/10305 T. 19.6.2025)

        5510 sayılı Kanun Vazife Malulü Hakları

        Vazife Malullerinin en temel hakkı aylık bağlanmasıdır. Öte yandan çeşitli sosyal yardımlar, öncelikler, faizsiz kredi, ÖTV indirimi gibi haklar da sunulmaktadır.

        Vazife malûllüğü aylığı, vazife malûllerinden itibari hizmet süreleri eklenmek suretiyle bulunacak prim ödeme gün sayısı toplamı;

        a) 10800 güne kadar olanlara 10800 gün üzerinden,

        b) 10800 günden fazla olanlara, toplam prim ödeme gün sayıları üzerinden,

        en son prime esas kazancı esas alınmak suretiyle 29 uncu maddeye göre hesaplanacak aylıklara, malûllük derecelerine göre belli  oranlarda ayrıca zam yapılmak suretiyle bağlanır.

        Kamu görevlisinin 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu veya 2330 sayılı Kanun kapsamında görev yapıyor olması vazife malullüğünün ilgili Kanun kapsamında uygulanmasını gerektirir.

        “Somut olayda, davacı murisinin keşif mahallinin emniyetini sağlamakla görevli olduğu ve içinde bulunduğu emir komutasındaki askeri araç ile kaza yapması sonucu vefat ettiği, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan hükümler uyarınca, ifa edilecek görevin kapsamının keşif esnasında meydana gelebilecek terör olaylarının önlenmesi amacını da taşımasına göre görevli askeri personelin, bağlı olduğu komutanlıktan keşif emniyetini sağlamak için intikal ettiği, intikal faaliyetlerinin yürütülen görevin bir parçası olması nedeniyle, davacı murisinin görevi esnasında askeri araçla seyir halindeyken geçirdiği trafik kazası sonucu vefat etmesi olayının terör eylemlerinin önlenmesi faaliyetinden bağımsız düşünülemeyeceği, davacı murisin terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazada hayatını kaybettiği ve 3713 sayılı Kanun’un 21. maddesinin 6353 sayılı Kanunla eklenen ek 2. fıkrası uyarınca bu kanun kapsamında terör vazife malüllüğünden yararlanması gerektiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

        VI. KARAR

        Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,” Yargıtay Kararı – 10. HD., E. 2025/3119 K. 2025/9573 T. 4.6.2025

        “davacının Irak üs bölgesinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliği için bulunduğu sırada cinsi tespit edilemeyen böcek ve sonrasında ise yaban arısı sokması sonucu yaralanmış olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan hükümler uyarınca, ifa edilen görevin kapsamının, meydana gelebilecek terör olaylarının önlenmesi amacını taşımasına göre; 3713 sayılı Kanun’un 21. maddesinin 6353 sayılı Kanun’la eklenen ek 2. fıkrası uyarınca bu kanun kapsamında terör vazife malullüğünden yararlanması gerektiği anlaşılmakla, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin davacının 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesi ile 3713 sayılı Kanun hükümlerinden faydalanması gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.” (Yargıtay Kararı – 10. HD., E. 2024/8984 K. 2025/11113 T. 2.7.2025)

        “Somut olayda, olay günü aşırı alkol nedeniyle rahatsızlanan arkadaşını evinden alarak hastaneye götüren araçta refakat etmiş olan davacılar murisinin, arkadaşlarını hastaneye bıraktıktan sonra hastaneden dönüşte sabaha karşı 04.40 sularında görev yerlerine geri dönerken yol kenarına park etmiş zırhlı aracı fark etmeden tek yanlı trafik kazası neticesinde vefat etmiş olup, kesinleşen Mahkeme ilamı ile davacılar murisi hakkında 5510 sayılı Kanun’un 47 nci maddesinin birinci fıkrasına göre vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği ancak Kurum tarafından 2330 sayılı Kanun kapsamında vazife malullüğü bağlanmasına dair talebin reddedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla; davacılar murisinin vefatına konu eylemin göreviyle ilgili olmaması nedeniyle 2330 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde sayılan durumlardan hiçbirine girmemekte olup söz konusu Kanun hükümlerinden yararlanılmaması gerektiğinden Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”( Yargıtay Kararı – 10. HD., E. 2024/9645 K. 2024/14022 T. 26.12.2024)

        Vazife Malullüğü Davaları

        Vazife malullüğü davaları sigortalı kamu görevlisinin tabi olduğu yasaya göre idare mahkemeleri veya iş mahkemelerinde görülen davalardır. Kişinin vazife malulü sayılmaması, 3713 veya 2230 sayılı Kanunlar kapsamında vazife malullüğü taleplerinin reddi, malullüğün tespiti gibi uyuşmazlıklar mahkemeler tarafından çözüme kavuşturulur. İdari tahkikat raporları, bilirkişi raporları, sağlık kurulu raporları, muayene ve tedavi evrakı, olay tutanakları özenle incelenerek dava dilekçeleri hazırlanmalıdır.

        Av. Kubilay REŞBER

        Son Makaleler

        Yayınımız Var!

        Geri Gönderme Merkezlerinde İnsan Hakları Hukukuna İlişkin Temel Sorunlar

        Çalışma, devletlerin göçü kontrol, sınırlandırma, caydırma, göçmenliğin niteliğinin tespiti, belgelerin tasdiki, sınır dışı gibi resmi veya gayri resmi saiklerle idari gözetim altına alınması sürecini insan hakları bağlamında ele almaktadır..