3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu Geçici Madde 20 (7594 sayılı Kanun ile eklenen düzenleme), Türk idare ve askeri sosyal güvenlik hukukunda yıllardır süregelen “malul sayılmayan gaziler” sorununa yönelik getirilmiş, istisnai, dar kapsamlı ve süreye bağlı bir geçiş hükmüdür. Terörle mücadele esnasında yaralananlar 1 Eylül 2026 tarihi itibariyle e-devlet üzerinden başvurularını yapmaya başladı. Ancak bu başvurulardan bir kısmı Geçici 20’nci maddenin kapsamı dışında kaldığından bahisle reddediliyor. Bu yazımızda Geçici 20 kapsamında başvurusu reddedilenlerin hukuki durumu ve çözüm önerileri ele alınacaktır.
Yazının İçeriği
ToggleA. 3713 sayılı Kanunun Geçici 20. Maddesi Nedir?
1. Geçici 20. Maddenin Amacı ve Hukuki Niteliği
Önceki dönemde terörle mücadelede yaralanan bir personelin gazilik haklarından ve aylığından yararlanabilmesi için görev yapamaz/askerliğe elverişli değildir raporu alması veya yaralanmanın Vazife Malullüklerinin Nevileriyle Dereceleri Hakkında Nizamname (1953 tarihli) kapsamında 1 ila 6. derece arasında bir “uzuv veya fonksiyon kaybı” (maluliyet) bırakması şarttı. Vücudunda mermi/şarapnel taşıyan veya ağır yaralanıp tam iyileşen personel malul sayılmadığı için kapsam dışı kalıyordu. Bu geçici madde, “kalıcı maluliyet/fonksiyon kaybı” şartını esneterek yerine “olay tarihindeki yaralanmanın ağırlığı” (hafif nitelikte olmama) kriterini getirmiştir.
2. Geçici 20. Madde Kimleri Kapsıyor?
Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının erbaş ve erler dâhil askerî personeli,
Millî İstihbarat Teşkilatı mensupları,
Emniyet Teşkilatının Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup personeli
Güvenlik korucuları
Bu dört meslek grubu haricinde terör saldırısından kaynaklı olarak yaralanan sivil vatandaşlar 3713 sayılı Kanunun Geçici 20. Maddesi kapsamında değildir. Terör saldırısı nedeniyle yaralanan sivil kişilere şartları sağlamaları durumunda 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında aylık bağlanır.
3. Yaralanmanın Niteliği ve Ölçüsü
Geçici 20.madde kapsamında “malul sayılmayan gazilerin” yaşadığı sorunlar bu noktada başlamaktadır. Geçici 20. Madde her türlü yaralanmayı değil; yalnızca mermi çekirdeği/şarapnelin penetran (delici/girici) etkisi, EYP/mayın/roket vb. patlayıcıların blast (basınç) ve termal (yanık) etkisi veya teröristlerin yakın muharebe (kesici, delici, ezici) saldırıları sonucu oluşan yaralanmaları kapsama alınmıştır.
Yaralanmanın boyutu Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) Türk Ceza Kanunu (m. 86/2) uygulamasında kullandığı “Basit Tıbbi Müdahale (BTM) ile giderilebilecek ölçüde hafif olup olmama” kriterine atıf yapılmıştır. Sağlık kurulunda en az bir adli tıp uzmanının bulunması zorunlu kılınarak, mevcut eski epikriz ve kati raporlar üzerinden “olay tarihindeki durumun” değerlendirilmesi öngörülmüştür. Diğer bir deyişle başvurucunun yaralandığı tarihteki sağlık durumu, tedavi süreci, yaralanma boyutu esas alınarak hafif nitelikte veya hafif olmayan nitelikte şeklinde bir karar verilecektir.
B. Geçici 20. Maddenin Kapsamına Alınmayan Durumlar
Askerî araçtan düşme, araç devrilmesi, operasyona gidiş-dönüşte trafik kazası arazide düşme, kayalıktan yuvarlanma, siper kazarken ya da teçhizat taşırken yaralanma, hava aracının düşman ateşi olmadan, arıza veya hava şartları nedeniyle düşmesi ya da sert iniş yapması, çığ, sel, heyelan, yıldırım çarpması, yılan veya akrep sokması, operasyonda donma veya soğuk yaralanması, sıcak çarpması, görev bölgesinde bulaşan hastalıklar, uzun yürüyüş ve ağır yük taşımaya bağlı bel fıtığı, menisküs ve kıkırdak hasarı, atış seslerine bağlı, zamanla gelişen işitme kaybı, travma sonrası stres bozukluğu benzeri psikiyatrik hastalıklar nedeniyle yapılan başvurular reddedilmektedir.
3713 sayılı Kanunun 21. Maddesinin (6353 sayılı Kanun ile eklenen) ikinci fıkrası, terörle mücadele görevleri sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşlerde meydana gelen kazaları ve hastalanmayı açıkça kapsama almıştır. Geçici 20. maddede ise bu hâllere yer verilmemiştir. Sonuç olarak görev kazası veya hastalık nedeniyle yaralanan, ancak malul sayılmayan personel, 3713 sayılı Kanun’daki aylık sisteminin tamamen dışında kalmaktadır.
B. Geçici 20. Madde Başvurusu Reddedilenler Ne Yapmalıdır?
1- Başka Bir Statü Mümkün mü?
Geçici 20. Maddeye göre yapılan başvuru reddedildiyse öncelikle 3713 sayılı Kanunun 21 ve Ek-3 maddeleri değerlendirilmelidir. Durumu 21. ve EK-3 Maddelere giren kişilerin Geçici 20’ye ihtiyacı kalmayacaktır.
Geçici 20. madde kapsamındaki başvurunun reddi, 3713 sayılı Kanun’daki diğer haklara erişimi engellemez. Kanun; malul sayılanlar(görev yapamaz/sınıf değişikliği/askerliğe elverişli değildir raporu) için 21. madde, derece tespiti yapılanlar için ek 3. madde ve bu ikisine girmeyenler için geçici 20. madde şeklinde kademeli bir yapı öngörmektedir. Ret alan kişinin durumu bu kademelerden birine uygun düşebilir. Bu kademeler, geçici 20. maddeden daha kapsamlı haklar sağlar.
- 3713 sayılı Kanunun 21. Maddesi muvazzaf ve sözleşmeli personel bakımından görev yapamaz/sınıfı görevi yapamaz/askerliğe elverişli değildir şeklinde sağlık kurulu raporu olanlar için işletilir. Olay tarihinde bu rapor aldırılmayarak terhis edilenler, daha önce sevki yapılmamış olanlar, hastalığı ilerleyenler öncelikle bu yolu değerlendirmelidir. Çünkü 21. Madde yaralanmanın şekli ve sunduğu haklar bakımından en elverişli yoldur.
21. maddenin ikinci fıkrası görev kazalarını ve hastalanmayı da kapsadığından, geçici 20. madde dışında kalan görev kazaları ancak bu yolla korunabilmektedir. Danıştay, normal süresinde terhis edilmiş olmanın bu yolu kapatmadığını kabul etmiştir (Danıştay 12. Dairesi, 12.10.2021, E.2018/4021, K.2021/4740). Olay 12 Temmuz 2012 tarihinden önce meydana gelmişse, başvurunun 3713 sayılı Kanunun 21. Maddesi uyarınca yapılması gerekir.
- Derece tespiti ve ek 3. madde: Terör eylemi nedeniyle yaralanıp malul sayılmayan kişi(görev yapamaz-askerliğe elverişli değildir raporu olmasa bile) talep üzerine 1053 sayılı Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yaptırarak Ek-3. madde kapsamında aylık bağlanmasını isteyebilir. Malul sayılmayan gazilere yönelik bu düzenleme 2017 yılında Kanuna eklenmiş olup askerliğe elverişli değildir raporu olmasa bile aylık bağlanabileceğini öngörmektedir. Ek 3. madde aylığı, dereceye göre 17.820 ile 27.288 arasındaki gösterge rakamları üzerinden hesaplanır. Bu tutarlar geçici 20. maddedeki 17.135 göstergenin üzerindedir. Ek 3. madde bakımından ayrıca bir başvuru süresi de öngörülmemiştir.
2-Kamu Denetçiliği Kurumuna Başvuru(Dava Açma Süresine Dikkat Edilmelidir)
Anayasa’nın 74. maddesi herkese kamu denetçisine başvurma hakkı tanımakta ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumunun idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceleyeceğini öngörmektedir. Kurumun görev ve çalışma esasları 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ile düzenlenmiştir.
Kurumun inceleme alanı: Kurum, idarenin eylem ve işlemlerini insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden inceler (6328 sayılı Kanun md. 5/1). İnceleme ölçütünün hakkaniyeti de kapsaması, bu yolu idari yargıdan ayıran temel özelliktir. Buna karşılık yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler Kurumun görev alanı dışındadır (md. 5/2-b). Bu nedenle Kurum geçici 20. maddenin kendisini değil, başvuruyu reddeden idari işlemi inceler. Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri de görev alanı dışında bırakılmıştır (md. 5/2-ç). Ancak aylık başvurusunun reddi, sırf askerî nitelikte bir faaliyet değil, personelin sosyal hakkına ilişkin bir idari işlemdir. Bu nedenle söz konusu istisnanın geçici 20. madde başvurularına uygulanmaması gerekir.
Başvuru zamanı: Bu yolun en kritik noktası zamanlamadır.
- Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvurular incelenmez (md. 17/3-b). Dava açıldıktan sonra bu yol kapanır.
- Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur (md. 17/8).
- Durmuş olan dava açma süresi; Kurumun başvuruyu reddetmesi hâlinde gerekçeli ret kararının tebliğinden itibaren, başvurunun kabul edilmesine rağmen idarenin Kurumun önerisi üzerine otuz gün içinde işlem tesis etmemesi hâlinde ve Kurumun incelemesini başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde kaldığı yerden işlemeye başlar (md. 21).
Kanun, Kuruma idarenin cevabının tebliğinden itibaren altı ay içinde başvurulabileceğini öngörmektedir (md. 17/7). Ancak bu süreye güvenilerek, ret işleminin tebliğinden itibaren 60 günlük dava açma süresi geçtikten sonra başvuru yapılırsa, durdurulacak bir dava açma süresi kalmaz. Kurum başvurusu sonuçsuz kaldığında iptal davası açma imkânı da kaybedilmiş olur. Dava hakkının korunması için Kuruma ret işleminin tebliğinden itibaren 60 gün içinde başvurulması gerekir.
Başvurunun şekli: Kuruma başvuru, 2577 sayılı Kanun’da ve özel kanunlarda öngörülen idari başvuru yollarının tüketilmesi şartına bağlıdır (md. 17/4). Geçici 20. madde kapsamındaki başvuru idareye yapılmış bir başvuru olduğundan ve madde ret işlemine karşı ayrı bir itiraz yolu öngörmediğinden, ret cevabının alınmasıyla bu şartın sağlandığı kabul edilebilir. Başvuru dilekçeyle, elektronik ortamda veya illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla yapılabilir ve ücrete tabi değildir (md. 17/2, 17/5, 17/6). Başvuruda ret işleminin hangi yönden hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu somut olarak açıklanmalı, ret işlemi ile sağlık belgeleri başvuruya eklenmelidir.
Sonuç ve etkisi: Kurum, incelemesini başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır ve varsa önerilerini idareye ve başvurana bildirir (md. 20/1-2). Kurumun önerileri bağlayıcı değildir. İdare, öneriyi uygulanabilir görmezse gerekçesini otuz gün içinde Kuruma bildirir (md. 20/3). Bu nedenle Kurum yolu, sağlık kurulu raporu alınmadan verilen ret veya Adli Tıp Kurumu ölçütlerinin hatalı uygulanması gibi uygulama hatalarında etkili olabilir. Yaralanma türü maddenin lafzı karşısında açıkça kapsam dışında kalıyorsa, Kurumdan işlemin kaldırılması yönünde bir öneri çıkması beklenmemelidir.
Kurum her takvim yılı sonunda faaliyetlerini ve önerilerini kapsayan bir rapor hazırlayarak TBMM Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyona sunar. Karma Komisyonun raporu Genel Kurulda görüşülür (md. 3/1-f, md. 22). Bu yönüyle Kurum başvuruları, bireysel sonuç vermese bile geçici 20. maddedeki boşluğun yasama organının gündemine taşınmasına katkı sağlayabilir.
3- İptal Davası, Maddenin Yorumu ve Somut Norm Denetimi
Ret işlemine karşı, tebliğden itibaren 60 gün içinde işlemi tesis eden idareye karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurulmuşsa dava, Kurum sürecinin sonunda kalan süre içinde açılmalıdır.
Davada iki aşamalı bir argüman yapısı kurulmalıdır. Önce işlemin mevcut kanun hükmü karşısında hukuka aykırı olduğu ve maddenin başvurucu lehine yorumlanması gerektiği ileri sürülmelidir. Bu yorum kabul görmezse, ret işleminin dayandığı kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilmelidir. Mahkeme lehe yorumu benimserse kural başvurucu lehine uygulanacağından, Anayasa’ya aykırılık itirazının değerlendirilmesine gerek kalmaz.
a) Ret Nedenlerine Göre Davada Başarı Şansı Olabilir.
Sağlık kurulu raporu alınmadan verilen ret: Madde, kuruma bir ön değerlendirme yetkisi tanımaktadır. Ancak yaralanmanın niteliği, ağırlığı ve olayla illiyet bağı tıbbi bir değerlendirmeyi gerektirir. Sağlık kurulu raporu alınmadan bu sorulara kurum tarafından olumsuz cevap verilmesi, eksik incelemeye dayalı bir işlem niteliğindedir. Danıştay Onikinci Dairesi, 3713 sayılı Kanun’un 21. maddesi kapsamındaki bir görev kazasına ilişkin uyuşmazlıkta, kişinin rahatsızlığının olayla ilgisi değerlendirilmeden karar verilemeyeceğini ve tam teşekküllü bir devlet veya üniversite hastanesinden rapor alınması gerektiğini kabul etmiştir (Danıştay 12. Dairesi, 12.10.2021, E.2018/4021, K.2021/4740). Bu yaklaşımın geçici 20. madde uygulamasında da gözetilmesi gerekir.
Yaralanmanın hafif nitelikte görülmesi: Bu durumda mahkemeden Adli Tıp Kurumu veya bir üniversite hastanesinden bilirkişi raporu alınması talep edilmelidir. Olay tarihindeki tedavi kayıtları, ameliyatlar, hava değişimi raporları ve kalıcı sekelin sağlık kurulunca bütün olarak değerlendirilip değerlendirilmediği ayrıca denetlenmelidir.
Yaralanma türünün kapsam dışında görülmesi: Maddenin lafzı, ilk bakışta görüldüğünden daha geniş bir Mahkemelerce yorumlanabilir.
- (a) bendinde “terör eylemleri sonucu” kaydı, bendin ilk kısmındaki penetran yaralanmalara bağlanmıştır. “Ya da” bağlacıyla ayrılan ikinci kısım, yani el yapımı patlayıcı, mayın, el bombası ve benzeri patlayıcı mühimmatın etkisiyle oluşan yaralanmalar, bu kayda bağlı olmaksızın okunabilir.
- “Blast etkisi” ifadesi, yalnızca patlama dalgasının doğrudan etkisini değil, patlamanın etkisiyle savrulma veya düşme sonucu oluşan kırık ve benzeri yaralanmaları da kapsar. Örneğin aracın patlayıcıya isabet etmesiyle savrulan personelin kırığı bu kapsamda değerlendirilmelidir.
- Her iki bentte yer alan “benzeri” ifadeleri, sayılan türlerin örnekleyici nitelikte olduğunu göstermektedir.
Bu yorumlar, Devlete malul ve gazileri koruma ödevi yükleyen Anayasa’nın 61. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde amaçsal yorumla da desteklenmektedir.
b) Anayasa’ya aykırılık itirazı (somut norm denetimi)
Yorum yoluyla aşılamayan sınırlamalar bakımından, açılan iptal davasında Anayasa’nın 152. maddesi ve 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca Anayasa’ya aykırılık itirazında bulunulabilir. Mahkeme iddiayı ciddi bulursa kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurur. Ciddi bulmazsa iddia, kanun yolu incelemesinde esas hükümle birlikte değerlendirilir.
İtirazın en güçlü dayanağı, aynı Kanun içinde yer alan farklı düzenlemedir. 7594 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle 7082 sayılı Kanun’un 14. maddesine eklenen ikinci fıkra, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü ve terör eylemi nedeniyle yaralanıp malul sayılmayan veya derece tespiti yapılmayanlara da aynı tutarda, yani 17.135 göstergeli aylık bağlamaktadır. Ancak bu düzenlemede:
- yaralanma türüne ilişkin bir sınırlama,
- Adli Tıp Kurumu ölçütlerine göre ağırlık şartı,
- bir yıllık başvuru süresi
öngörülmemiş, aylığın fıkranın yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren bağlanacağı düzenlenmiştir. Terörle mücadele görevini sürekli olarak ve en yüksek risk altında yürüten personel için ise aynı aylık çok daha dar koşullara bağlanmıştır. Benzer şekilde kanun koyucu, malul sayılanlar bakımından görev kazalarını ve hastalanmayı terör eylemiyle eşdeğer risk olarak kabul ettiği hâlde, malul sayılmayanlar bakımından bu hâlleri kapsam dışında bırakmıştır.
Dayanılacak Anayasa hükümleri:
- Anayasa’nın 2. maddesindeki sosyal hukuk devleti ve hukuk güvenliği ilkeleri,
- 10. maddesindeki eşitlik ilkesi,
- 61. maddesindeki Devletin malul ve gazileri koruma ödevi.
Anayasa Mahkemesi, aynı hukuki durumda bulunanlardan bir kısmının kapsam dışında bırakıldığı “eksik düzenlemeleri” eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal edebilmektedir. Örneğin ağır ve riskli işlerde çalışanlar arasında yalnızca belirli sektörlere itibari hizmet süresi tanınmasını eşitlik ilkesine aykırı bulmuştur (AYM, 4.10.2006, E.2002/157, K.2006/97).
İtiraz edilen kuralın davada uygulanacak kural olması gerekir. Anayasa Mahkemesi, 3713 sayılı Kanun’un 21. maddesine yöneltilen bir eşitlik itirazını, kuralın bakılmakta olan davada uygulanacak kural olmadığı gerekçesiyle esasa girmeden reddetmiştir (AYM, 10.2.2011, E.2011/8, K.2011/35). Bu nedenle itirazın genel bir “eksik düzenleme” iddiası olarak değil, ret işleminin doğrudan dayandığı somut ibareye yöneltilmesi gerekir. Örneğin ret işlemi yaralanma türüne dayanıyorsa (a) ve (b) bentlerindeki sınırlamaya, ağırlık şartına dayanıyorsa “hafif nitelikte olmayan” ibaresine itiraz edilmelidir.
Anayasa Mahkemesinin sosyal haklar alanında kanun koyucuya geniş bir takdir yetkisi tanıdığı ve 15 Temmuz düzenlemesi bakımından “farklı hukuki durum” savunmasıyla karşılaşılacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle itiraz, yorum argümanlarının yerine değil, onlara ek olarak ileri sürülmelidir.
Ret işleminden sonra, bir yıllık başvuru süresi içinde eksik belgeler tamamlanarak yeniden başvuru yapılması mümkündür. Ancak yeni başvuruya verilecek cevabın ilk işlemi teyit eden bir işlem sayılması ihtimaline karşı, ilk ret işlemine karşı dava açma süresinin ayrıca takip edilmesi gerekir.
4- TBMM’ye Başvuru ve Kanun Değişikliği Talebi
Geçici 20. maddedeki sınırlamaların önemli bir kısmı uygulamadan değil, kanunun kendisinden kaynaklanmaktadır. İdare mahkemesi maddenin açık lafzını aşamaz. Anayasa Mahkemesi de bir kuralı iptal edebilir, ancak kanun koyucunun yerine geçerek yeni bir düzenleme yapamaz. Görev kazaları ve hastalanma gibi maddede hiç yer verilmeyen hâllerin kapsama alınması ancak yasama yoluyla mümkündür.
Ayrıca geçici 20. madde, yalnızca yürürlüğe girdiği 18 Ağustos 2026 tarihinden önceki olaylar için ve bir defaya mahsus uygulanmaktadır. Bu tarihten sonra terörle mücadele görevinde yaralanıp malul sayılmayan ve derece tespiti yapılmayan personel için herhangi bir aylık düzenlemesi bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle, madde ile kapatılmak istenen boşluk ileriye dönük olarak varlığını sürdürmektedir. Bu durum, kanun değişikliği talebini yalnızca başvurusu reddedilenlerin sorunu olmaktan çıkarmaktadır.
Anayasa’nın 74. maddesi ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’un 3. maddesi, vatandaşlara kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında TBMM’ye yazı ile başvurma hakkı tanımaktadır. TBMM’ye gönderilen dilekçeler Dilekçe Komisyonunda altmış gün içinde incelenip karara bağlanır. İlgili kamu kurum ve kuruluşları, Komisyonca gönderilen dilekçeleri otuz gün içinde cevaplandırır (3071 sayılı Kanun md. 8).
Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili dilekçeler incelenmez (3071 sayılı Kanun md. 6/b). Bu nedenle dilekçe, kişisel uyuşmazlığın çözümü veya ret işleminin kaldırılması talebi olarak değil, kanunda belirli bir değişiklik yapılması talebi olarak kurulmalıdır. Bu şekilde hazırlanan bir dilekçe, iptal davası ile birlikte yürütülebilir.
Anayasa’nın 88. maddesi uyarınca kanun teklif etme yetkisi milletvekillerine aittir. Bu nedenle milletvekillerine yapılacak başvurular ile gazi ve şehit yakını dernekleri gibi kuruluşlar aracılığıyla yürütülecek toplu girişimler, bireysel dilekçelere göre daha etkili olabilir. Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan başvuruların Kurumun yıllık raporuna yansıması da bu süreci destekler.
Talebin içeriği: Kanun değişikliği talebinde aşağıdaki hususlar ileri sürülebilir:
- 21. maddenin ikinci fıkrasıyla uyumlu olarak, terörle mücadele görevleri sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşlerde meydana gelen kazalar ile hastalanmanın kapsama alınması,
- (a) ve (b) bentlerindeki yaralanma türü sınırlamasının kaldırılması veya genişletilmesi,
- maddenin tek seferlik olmaktan çıkarılarak 18 Ağustos 2026 tarihinden sonraki olayları da kapsayan sürekli bir hükme dönüştürülmesi,
- yaralanma türü, ağırlık şartı ve başvuru süresi bakımından 7082 sayılı Kanun’un 14. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeyle eşitlik sağlanması.
Bu yol siyasi bir süreçtir; belirli bir takvimi yoktur ve sonucu öngörülemez. Yeni bir düzenlemenin geriye etkili olup olmayacağı da kanun koyucunun tercihine bağlıdır. Bununla birlikte kanun koyucu, geçici 20. maddeyle malul sayılmayan yaralılar bakımından bir boşluk bulunduğunu kabul etmiştir. Bu boşluğun kapsamının genişletilmesi talebi, mevcut düzenlemenin mantığıyla da uyumludur. Bu konuda sivil toplum örgütleri olan gazi derneklerine çok iş düşmektedir.
Sonuç
Geçici 20. madde, terörle mücadele görevinde yaralanıp malul sayılmayan personel için önemli bir adım olmakla birlikte, kapsamı dar tutulmuş ve tek seferlik bir düzenleme olarak öngörülmüştür. Başvurusu reddedilenler için ilk adım, ret gerekçesinin doğru tespit edilmesi ve kişinin 21. madde veya ek 3. madde kapsamına girip girmediğinin kontrol edilmesidir. Ardından dava açma süresi içinde Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurulabilir. Bu başvuru dava açma süresini durdurur, ancak dava açıldıktan sonra yapılamaz. İptal davasında önce maddenin başvurucu lehine yorumlanması savunulmalı, yorumla aşılamayan sınırlamalar için Anayasa’ya aykırılık itirazı ileri sürülmelidir. Kanunun kendisinden kaynaklanan ve ileriye dönük olarak da süren boşluk ise ancak yasama yoluyla giderilebilir. Bu nedenle TBMM’ye başvuru ve kanun değişikliği talebi, diğer iki yolla birlikte yürütülmelidir.
| Süre | Başlangıç | Uzunluk |
| Geçici 20. madde başvurusu | 18 Ağustos 2026 | Bir yıl (en geç 18 Ağustos 2027) |
| Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru | Ret işleminin tebliği | Altı ay; dava hakkının korunması için 60 gün içinde |
| Kamu Denetçiliği Kurumunun incelemesi | Kuruma başvuru | En geç altı ay |
| Ret işlemine karşı iptal davası | Ret işleminin tebliği | 60 gün (Kuruma başvurulmuşsa süre durur, Kurum süreci sonunda kalan süre işler) |
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Somut başvurularda dosyaya özgü değerlendirme yapılması gerekir.
Avukat Kubilay REŞBER
